Yabancı ünlülerin makyajsız halleri7/11/2009 |


Ekleyen: Murat

Şimdide yabancı ünlülerin makyajsız hallerini ekliyoruz...
Allah makyajı çıkarandan razı olsun :)

Ünlülerin Normal Halleri

Christina Ricci


Daryl Hannan



Alicia Silverstone


Calista Flockhart


Charlize Theron



Melanie Griffith


Lisa Kudrow


Drew Barrymore


Rachel Hunter


Emma Thompson


Pamela Anderson


Penelope Cruz


Pink


Renee Zellweger


Halle Berry


Kate Moss


Naomi Campbell


Britney Spears


Cameron Diaz

Kıyamet Günü Gazete Manşetleri16/8/2009 |

Ekleyen: Murat

Anadolu ajansi : Kiyamet koptu (A.A)

Zaman : Biz demiştik böyle olacağı belliydi!

Dünya Gazetesi : IMKB' de endeks bir daha yükselmeyecek.

Hafta Sonu : Ayhan Işık ile Hülya Avşar gizlice buluştular

Erkekçe : Ayın hurisi

Fanatik Gazetesi : Bu maçın galibi yok!

Cumhuriyet : Sonunda Ata'mıza kavuştuk.

Bilim Teknik : Evren hakkında bütün bilmediklerimiz...

Oyun dergisi : Game Over

Elle : Yargı gününde anında 10 kilo verin!

Para : Kiyametten kâr yapmanın 100 yolu

Star Gazetesi :
Şok! Kandırıldık Şeytan aslında iyiymiş!

Aktüel : Mahşer günü yanınızda olmasi gereken 2 şey: Sevaplar ve Isıya dayanıklı elbise

Auto Show : Sirat köprüsünde saniyede 100 km ye ulaşan son model arabalar

Arena Ugur Dündar : Cennete rüşvetle kaçak giren günahkarlarin tüyler ürperten dosyası

Hürriyet Ertuğrul Özkök : İyimserliği elden birakmayalım hiç olmazsa cehennemde ısınmak için yakıt parası yok!

Radikal : Yeni dosyayı açıyoruz: Yeşil itiraf ediyor. Aslında kiyametten Susurluk çetesi sorumlu.

Show TV Reha Muhtar : Sayin Zebani kazanların yanında terlemiyor musunuz?

Flash TV Hakan Aygün : Mahşer yerinde Fordculuk çok yaygın izliyorsunuz sayın seyirciler bıyıklı bey nasıl arka saflarda çalışıyor...

Kanal 6 : İzliyorsunuz sayın seyirciler kazanlarin içi bir volkan gibi insanlar bağrış çağrışs yanıyor kızarıyor...

Başbakanlik Basın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanlığı : Devletimiz bütün yaraları saracaktır.

VAKİT : Şimdi inandınız mı ey inkarcılar?

YENİ ŞAFAK : Demek ki Hayerttin KARAMAN Hoca doğru söylemiş.

DİKKAT YAZIL VAR :D -Çok Komik)13/8/2009 |

Ekleyen: Murat

Dikkat Yazılı Var
Öğrencilerden Seçme Yanıtlar



Yazılı Sınav Sorularına Öğrencilerin Verdiği İlginç Yanıtlardan Seçmeler


-Kasabayı kim yönetir?
Şerif ve adamları. (Kamil/İlkokul-5)
Kasabayı ihtiyarlar heyeti ve köy bekçisi yönetir. (Yavuz/Ortaokul-2)

-Destan nedir?
Destan ulusların kahramanlık, cinsel ve birazda ahlaksal servenleridir. (Bora/Lise-1)

-Dört halife devrinde --Hakem Olayını-- açıklayınız.
Hazreti peygamber efendimiz zamanında yapılan maçta kavga çıkmış. Müşrikler Müslümanlara saldırmış, bu olaya hakkem de karışmış. En son kararı da hakkem vermiş.Onun için bu olaya hakkem olayı denilmiştir. Maçlarda üç hakkem vardır. Maçı kontrol eden hakkem, orta hakkem, yan hakkem. (Cemal/Ortaokul-2)

-Karadeniz bölgesinde yerleşme ve göçü anlatınız.
Karadeniz bölgesinde yerleşim az ve insanlar seyrektir. Geçim sıkıntısı yüzüzünden insanlar yeryüzünden göç etmek zorunda zorunda kalmıştır. İnsanlar önce dağlara sonra ovalara en sonrada yeryüzünden göç etmek zorunda kalmışlardır. (Fatma/Lise-2)

-Madenlerle ilgili kuruluşlarımız nelerdir?
İki tanedir. Maden delik arama enstitüsü ve perakende Anonim Ortaklığı (PAK). (Arzu/Ortaokul-2)

-Boğazlarımızın derinliği ne kadardır?
İstanbul boğazı az biraz derindir, çanakkale boğazı ise çok çok az biraz derindir ve aralarında dünya kadar fark olmasıdır. (Seyit/Lise-2)

-Ova nedir?
Dümdüz ve ucsuz bucaksız şahane yerlere ova denir. (Hakan/Ortaokul-2)

-Hızlı nüfus artışının zararları nelerdir?
Bence hızlı nüfus artışı çok kötü bir şey çünkü hep çarpık kentleşme, peçe kondu, ekonomik sorunlar. Eğer biz 10 kardeş olsaydık kötü olurdu. Zaten babamın işi kötü gidiyor yakında 4 kardeş olucaz üç iken. Ya ne buluyorlar çocukta, ha yapmışsın ha yapmamışsın. Daha çok var ama zaman yetmiyor. (Sevda/Ortaokul-1)
Çevre kirliliği, gürültü, insanların küfürleri, cağillik, işsizlik, kötümserlik, çok cocuk, ekonomik durum, hilekarlık, hak yemek, emek yemek. Yok, bir şey yok. Bu ülke düzelmez. (Murat/Ortaokul-1)

-Kenar deniz ne demektir?
Ben kenar deniz gördüm. Benim teyzemin kenar denizi var. (Yunus/Ortaokul-2)
Bir evin karşısındaki denize kenar deniz denir. (Eda/Ortaokul-2)

-Bir yerin turistik alan sayılması için gereken şartlar nelerdir?
Turistlerin Turist olması, yerlerin temiz olması ve Turistlerin yatıp kalkması gerekir. (Selda/Ortaokul-2)

-İzmir limanı ile İstanbul limanı arasındaki farklar nelerdir?
İzmir limanı ürünlerin iç ülkelere, İstanbul limanı ise dış ülkelere limanlandığı yerdir. Ege limanı pencere Marmara limanı kapı gibidir. Üstelik pencerenin kapıdan daha güzel olmasıdır. (Saygın/Ortaokul-2)

-Ormanların korunması için neler yapmalıyız?
Vahşi ve yırtıcı hayvanları ormana sokmamalıyız, zehirli ve yırtıcı yılan ve bitkilerden arındırmalıyız. (Fatma/İlkokul-5)

-Kıyamet günü ne demektir?
Kıyamet günü yani gerdek gecesidir. O gün her şey çok kötü olur. Bütün gece kıyamet kopuverir. (Serpil/İlkokul-5)
Kıyamet günü her şeyin kıymetli olduğu bir gündür. (Kemal/İlkokul-5)

-Mübarek geceler hangileridir, yazınız?
1. KINA GECESİ
2. GERDEK GECESİ
3. DOLUNAY GECESİ (Hatice/İlkokul-5)

-Alüvyon nedir?
Topraklar dere kenarında toplanıp toplanıp giderler. En sonunda topraklar toplanıp toplanıp gitmezler. Gitmezlerse Alevinyon denir. (Ali/Lise-2)

-Çevre kirliliği canlıları nasıl etkiler?
Çevre kirliliğinden, dünyadaki insanların 100/90'nı sakat 100/10'u ölmüş. Çevre kirliliği insanlara sakıncalıdır. (Melek/Ortaokul-1)

-Zigot nedir?
Çok ayıpçı bir şeye denir. (Esma/Lise-1)

-Mustafa Kemal'e Başkomutanlık görevi neden verildi?
Daha cesaretli, kurnaz akıllı, kurduğu pilanlar, öbürkülerden iyi savaşmayı bildiğinden, halkla iyi geçindiğinden komutanlık verildi. (Halil/Ortaokul-3)

-İkinci İnönü savaşını anlatınız.
Yunanlılar inönüyü ele geçirmek istiyordu. Afyon, Eskişehir üstünden gittiler. Yunanlılar 31 mart sabaha karşı savaş açtılar öğlen zamanı zaiyatı verip gece karanlıktan yararlanıp geri çekildiler. Akşam vakti sabaha kadar hazırlanıp bir nisan sabaha karşı günü yine saldırdılar. Bir nisan akşam vaktinde bu zafer çok iyi savaş veren Türklerin olmuştu. (Fatih/Ortaokul-3)

-Erzincan'daki depremzedeler için neler yapmalıyız?
Oraya gidip, depremzedelere yardım etmeliyiz, hal hatırlarını sormalıyız. Depremzedelerin sobalarını yakmalıyız, yorganlarını üstlerine örtmeliyiz. Acıkanlara çorba filan içirmeliyiz. (Melek/İlkokul-5)

-Ova nedir?
Çukur mukur gibi yamukluklara ova denir. (Ali/Ortaokul-2)
Boş ve yamuk araziye denir. (Fatma/Ortaokul-2)
Yaylaya benzeyen, şehirden uzak kimsenin gitmediği, yazın ter atmak için yerler ovadır. (Yavuz/Ortaokul-1)

-Marmara Bölgesi'nin coğrafi konumunu anlatınız.
Bölgede daha iyi yeryüzü şekilleri bulunur. Bölge Hötrd ve benegramdan meydana gelmiştir, bütün sinema artistleride burada bulunur. (Adem/Lise-2)

-Bulgarlara karşı kim savaştı?
Bulgarlara karşı Çakırkeyif Ali paşa savaştı. (Selin/Ortaokul-2)

-Marmara Bölgesi'nin iklimi nasıldır?
Mamrara bölgesinde miki iklim tipi görülür. Yumuşakımsı bir iklim olduğundan tabiata dayanır. (Ferda/Lise-2)

-Ermeni (Doğu) sorununu açıklayınız.
Osmanlı Devleti altında yaşayıp ekmek yiyen Ermeniler kendi kendilerini kışkıtmaları sonucu doğu anadoluda huysuzluklara başladılar. Mustafa Atatürk paşa düşmanla başedebilmek için Kamil Karabekiri Ermeni üzerine doğrulttu Ermeni yenilip barış istedi. Böylelikle en iyi sonuç osmaninin oldu. (Pınar/Ortaokul-2)

-Fabl nedir?
Bilinmiyor... (Ali/Ortaokul-2)
İnsanların hayvan gibi konuşup hayvanları taklit etmesine fabıl denir. (Sema/Ortaokul-2)

-Yönümüzü nasıl buluruz?
Yolda gidiyorum bir adama rastladım aha bu yoldan gideceksin dedi giderim. Sora sora Bağdatı bile bulurizki. (Recep/Ortaokul-2)

-Peygamberimize kitap nasıl inmiş?
Peygamberimiz tek başına yürürken önüne düşüvermiş. (Ali/İlkokul-5)
Kitap postayla gelmiş. Peygamber efendimiz alıp onu bir güzel okuyuvermiş. (Selim/İlkokul-5)
Peygambere kitap kendi kendine gökten aşağı inivermiş.(Arzu/İlkokul-5)

-Kazasker nedir?
Yolunmuş kaza kazasker denir. (Cemal-Ortaokul-2)

-Ölçek çeşitleri nelerdir?
Boy ölçeyi, kilo ölçeyi ve kesir ölçeyi. (Ayşe/Ortaokul-2)

-Dünyamız nasıl oluşmuştur?
Dünyamızı insanlar kurmuştur. Dünyamız temiz sular, temiz hava ve temiz yolları yani temiz yollarla dünyamız güzel bir şekilde oluşur. (Seda/Ortaokul-2)

-Türkiye'nin özel konumunu açıklayınız.
Türkiye çok özel bir konuma sahiptir. Özel bir konuma sahiptirden dolayı özel konum başka kimseyi ilgilendirmez. Ama etrafımızdaki devletler öze konumumuza karışıp dururlar. Halbuki hiç karışmamalılar. (Selim/Ortaokul-2)

-Boylam nedir?
Mesela kapının oraya gittiyimizde boyunuzu ölçebilirsiniz, buna boylam denir. (Yavuz/Ortaokul-2)
Bir şeklin düz bir şekilde destek olmadan durmasıdır. (Serdar/Ortaokul-2)

-Karadeniz bölgesinin geçim kaynakları nelerdir?
Balıkçılık hamsi yani, accık tarım, nataşa en çok geçim kaynağı olanlardır. (Halil/Ortaokul-2)

-Türkiye'de hayvancılığı anlatınız.
Türkiyede her yerde hayvan çok. Misal bizim mahallede giden gün sokakta iki hayvana rasladım. Benimle alay geçtiler, başka biçim şeyler de söylediler. Acilen abime söyleyip onu çağırdım. Abim o hayvanları bir güzel kovaladı. Ama hayvanlar hemen kaçıverdiler. Böyle biçim hayvanlara karşı çok dikkat olmalıyız. Böyle zararlı hayvanlar görürsek büyüklerimize haber vermeliyiz. İmkanlarımıza göre soylarını tükettirmeliyiz. (Tuğba/İlkokul-5)

-Karadeniz Bölgesi'nde tarımı anlatınız.
Karadeniz bölgesinde toprak çok verimlidir. Burada en çok hamsi yetiştirilir. Hamsi önce ovalarda sonra yamaçlarda en sonunda dağlarda yetiştirilmiştir. Bu bölgemizde kışlar çok
yağışlı olduğundan hamsiler serada yetiştirilir. (Hatice/Lise-2)

-Peygamberimize --Kitap-- nasıl inmiş?
Kitap Hira dağına inmiş. Peygamberimiz gidip oradan alıp eve getirmiş. Güzelce saklayıp okumuş. Hepsini ezberleyip Peygamber olmuş. (Can/İlkokul-5)
Peygamberimizin babası Abdultalip kitapçıdan almış, peygambere vermiştir. (Haydar/İlkokul-5)
Peygamber parmak kaldırmış. Ben peygamber olmak istiyorum demiş. Allah'da ona Al sana kitap demiş. (Mert/İlkokul-5)

-Dış ticaret açığı nedir?
En dış ve en yabancı, çok uzak açıklara yapılan ticarete dış ticaret açığı diyoruz. (Bilal/Ortaokul-2)
Dışarı ihraç ettiğimiz mallar yolda hasara uğrarsa veya yerine ulaşamazsa buna dış ticaret açığı denir. (Mahmut/Ortaokul-2)
Dışarıya ihraç ettiğimiz mallar ve erzaklar yolda hasara uğrarsa ve yerine ulaşamazsa verdiği açığa yani buna dış ticaret açığı denir. (Fatma/Ortaokul-2)

-Fotosentez nedir?
Ayın dünyaya yaklaşıp uzaklaşmasına fotosentez denir. (Davut/Lise-1)
Fotoğraflayıp sentezlemek olayına fotosentez denir. (Orçun/Lise-1)
Bitkilerin derin nefes alıp vermesine fotosentez denir. (Hülya/Lise-1)

-Bulgarlara karşı kim savaştı?
Bulgarlara karşı çanakçömlek Ali Paşa savaştı. (Ortaokul-2)
Çetinceviz Ali paşa savaştı. (Suat/Ortaokul-2)

-Terliksi hayvan ne demektir?
Terlik giymeden dolaşıp duran deyişik türdeki hayvanlara Terliksi hayvan denir. (Sevda/Lise-1)

-Tanım ne demektir?
Tanım; bir varlığa bir şeye özgü nitelikleri belirtilmesi niteliği biçim şeklindeki kelimeyi belirten anlam tarif... (Meryem/Lise-2)

-Ovalar kaça ayrılır?
Dörde ayrılır: Yeşil ova, kurak ova, ağaçlık ova ve güllük gülistanlık ova. (Esma/Ortaokul-2)
Ovalar dörde ayrılır. Doğu, batı, kuzey, güney. (Ali/Ortaokul-2)
Çukur ova, düzlük ova ve yamukluklu ova diye üçe ayrılır. (Ufuk/Ortaokul-2)

-Çevre kirliliği canlıları nasıl etkiler?
Bizim sokakta oynamak isteğimizi azaltır. Çünkü her bir kişi doğduğunda sokakta yer daralıyor kilometrekareye 10 kişi düştüğünde zamanla ora daralır. (Murat/Ortaokul-1)
Dünya insanları sığmayacağına göre oksijen yetmezliğinden ölüme yolaçar. Çevre kirliliği ölüm ve krize yolaçar. (Yusuf/Ortaokul-2)
İnsanların çoğu temizliği sevmiyor veya sevmek istemiyor. Genelde çok gürültü oluyor. Düşünürsek her insan yere bir defa tükürürse çevre temizliği çok zor olur. Gece kordular
ise gözün güzelliğini bozuyor. (Sevda/Ortaokul-1)
Hastalıklar olur, doğa kirlenir, uçan hayvanlar hava kirliliğinden uçamazlar. (Nuri/Ortaokul-2)

-Yön bulma yöntemlerini yazınız.
Yönümüzü kuyruklu yıldızla, mezar kapısıyla, duvar saatiyle, deniz kabuğuyla ve karınca kararınca yöntemiyle buluruz. (Celal/Ortaokul-2)
Yolda gidiyorum bir adama rastgeldim. Adam bana aha bu yoldan gideceksin dedi. Tıpış tıpış gider ve her yönümüde şıp diye rahatça bulurum. (Hasan/Ortaokul-2)
Yönümüzü pekala soraraktan buluruz. Etrafımızdaki bir kimseye pekala sorarız. O da yine bize pusulalık yönümüzü buluruz söylerse zaten sora sora pekala Bağdat bulunur. Birde çubukla ve saat katranıyla pekala yönümü bulurum. (Recep/Ortaokul-2)

-Doğu Anadolu'da sanayi neden gelişmemiştir?
Doğu Anadolu çok dağlık mağlık bir yerdir. Oralar dağlık mağlık olduğu için ulaşım oraya gidemiyor. Ulaşım gitmeyince fabrika kurulamıyor. Fabrika dağın tepesinde olamaz. Dağı
yok etmek gerekir. Bu da para ister. Ülkemiz fukara, karşılayamaz. Zaten dağı yok etmek için dinamit konulsa teröristler onları çalıp çırpıp götürür. Bu yüzden oraya endüstri gitmemiş. (Mustafa/Ortaokul-1)

-Hangi durumlarda ara seçime gidilir?
Meclis başkanlarının iflası durumunda ara seçime gidilir. (Ayşe/Ortaokul-3)

-Meclisin görev ve yetkileri nelerdir?
Mahkemelerce ölmesi kesinleşenlerin ölmesine izin vermek. (Orhan/Ortaokul-3)

-Enlem nedir?
Bir canlının boyunu posunu ölçmeye yarayan şey. (Ali/Ortaokul-2)

-Ölçek çeşitleri nelerdir?
1. Terazi tartı ölçek
2. Fakir ölçek
3. Zengin ölçek (Melek/Ortaokul-1)

-Ölçek nedir?
Bir ilmi birim birimidir, ve ölçeğin tanımını yapmak için ölçek gerekir. (Arif/Ortaokul-1)

-Plato nedir?
Akarsuların oydukları ve insanlara göre yüksekte kalan çukur tepecik. (İlyas/Ortaokul-2)

-Karadeniz Bölgesi'nde yapılan göçün sebebleri?
Bence sık yerleşme olmasıdır. Karadenizliler sıkışık yerleşirse herkes yerleşebilir ve göçe gerek kalmazdı. Bence istediği yerde olmalı, istediği zaman her şeyi yapabilme özgürlüğü tanınmadığı için vede bence dünyamızda bulunan terörü yok edemedik ve o yüzden onları rahatsız ediyorlardır. (Yavuz/Ortaokul-2)

-İstanbul'un önemi nedir?
İstanbul önemli bir şehirdir. Toprağı altındandır. Köyden göç edenler İstanbula iş, aş bulmak için giderler. Ve zengin olup köylerine geri dönerler. Bağzıları ev parası için Bağzıları ise başlık parası için... Ama bunlar hepsi eskidendi. Şimdi birtek ev parası ve çocukların okuma parası için için geliyorlar. Şimdiki zamanda başlık parası yoktur, kaçan kaçana, seven sevene.
Köyden İstanbula gelen hemşeriler çoktur. Ayrıcana İstanbulda çok çok ürün yetişir. Bunların bazıları Domates, salatalık, lahmacun ve kıvırcık maruldur. İstanbul ayrıca Asya ile Avrupa arasında bir yol geçen hanı köprüsü gibidir. Her bir kimse bu köprüden geçer. İstanbul önemli olmasaydı nüfusu Onbeş milyon olurmuydu hiç? (Derya/Ortaokul-2)


ÖĞRENCİLERİN YAZDIĞI İLGİNÇ KOMPOZİSYONLARDAN SEÇMELER
-Niçin Yaramazlık Yapıyorum?...
(Bir öğrenciden öğretmene özürname)

Yaramazlığımın nedenleri şunlardır: Tarih dersini çok sevmediğimden, yerimde duramadığımddan, sözünüzü dinlemeyip sözümde durmadığımdan, söz geçiremediğinizden. Yani kısacası söz ve sizin dediklerinizi dinlemediğimden.. Bu yaramazlıklar bir daha olmayacak vede olmayacağına dair size söz veriyorum. vede bu yaramazlıklarımdan dolayı beni affetmenizi isteyerek sizden çok özür diliyorum. Ve tekrar tekrar özür dileyerek bu yaramazlıklarımın affetmeni istiyorum biliyorum bu yaramazlıkları affetsende affedip eksi vermesenizde içinizde bir eksi kalacaktır, ama galiba yaramazlıklarımı affedeceksiniz. eksi vermesenizde versenizde içinizde bir eksi kalmayacaktır, bunada inanıyorum. Birde şunu söyliyim iki öğretmen arasında en sevdiğim öğretmenler arasındasınız.

Affettiyseniz çok ve çok teşekkür ediyorum eğer affetmediğseniz genede canınız sağ olsun. Ama affettiğinize affedeceğinize kalben inanıyorum lütfen sizde affedin çünkü siz bir öğretmensiniz benden büyük ve bilgilisiniz ufak bir çocuk, inşallah beni anlayacaksınız çünkü dediklerime katılyorsunuzdur. Vede beniçok iyi anlıyorsunuzdur. Çünkü beni affetmelisiniz ve anlayıp affetmelisiniz. Çünkü görüyorsunuz her lafımda her sözümde her yazıp kullandığım cümlelerde bu sözde de geçtiği gibi affetmeniz için yalvarıyorum ve diyorumki siz büyük bir öğretmensiniz benden çok büyük bir öğretmensiniz ve benden büyük olduğunuz için beni anlayacağınızı söylüyordum ve bundan başka mesela eksi vermemeniz için de çok yalvarıyorum ve affetmeniz içinde çok yalvarıyorum yani kısacası beni affedip eksi vermeyi, son verdiğim sözlere bana güvenmenizi vede güveneceğineze de inanıyorum bakın çünkü iki buçuk sayfa yazı yazmışım bu yazdıklarımı ve emeklerimi harcayıp yazılarımı karşılıksız bırakmayacağınıza da çok eminim. Genede özür dileyerek eksi vermeyip beni affetmenizi istiyorum bu yazdıklarımı karşılıksız bırakmayacaksınız ve buna da eminim.

Affedip eksi vermiyeceksiniz Teşekkür ederim. (Ufuk/Ortaokul-1)

-Yaşadığınız ilginç bir anıyı yazınız.
Bir gün köyden Istanbula geliyordum. Sağ salim İstanbula varmıştık. Otobüsten indim, baktım karşıda bir simitçi... Gevrekte gevrek şimit diye bağranıyor. Tabi benim de karnım acıkmıştı. Elime karnıma attım birde baktım gurulduyor. Elimi cebime attım bir de baktım cüzdanım yok eee!.. Otobüste cüzdanımı çarpmışlar. Ben simitçiye dedimki ya kardeş otobüste beni çarpmışlar, bedavaya bana bir şimit ver gevrek olsun. Şimitçi bana dediki ben senin gibi yalancıları çok gördüm beni kandıramazsın.
Akşam oluyordu. Ne cebimde bir kuruş ne de bir yakınımın adresi var. Bir otele gitsem parayla, trene binip geri köye gitsem bilet parası... Bir kenara kıvrılıp geceyi geçirdim. Sabah olmuş, karnım aç, midem bir yerde bir şey görse hemen bana al, bana al diyor. Bende para yok neyle alayım diyorum.
Günlerden cumaydı. Cuma namazı okunuyordu. Hemen aklıma bir şey geldi. Hemen camiye koştum, imam efendiye derdimi anlattım böyle böyle dedim. Hacı imam efendi, namazı kılalım bir çaresine bakarım dedi. İyi iyi, olur dedim. Namazı kıldık cemaat toplandı ayakkaplarını giydi gitti. Ben hocaya dedimki hocam para topladınızmı. Hoca, eve gidelim bir güzel karnımızı doyuralım dedi. Hoca dediki bir zengin ölmüş, onun tabutunu getirecekler
ona bekçilik yap dedi.
Hoca imam efendi tabutu bırakıp gitti, kapıyı da kilitledi. Camlar demirli bir olay olsa kaçamam. Tabutun başında bekledim. Bir oraya bir buraya gidip holta filan attım. Birden TIRAAK! Diye bir ses geldi. Dönüp baktım bir şey yok. Sonra TRAAK! Diye ses yine geldi. Bir baktım ölü tabuttan kalkıyor. Beni camide kovalamaya başladı. Sonra minareye çıktım, minareden aşağı atladım.
Birden uyandım baktımki yataktan düşmüşüm. (Haydar/Ortaokul-1)

-Sakla samanı gelir zamanı
Bir arkadaşımız bir şey isterse vermeyiz ama bir gün kalem veya silgi isteriz. O da bize vermez. Komşusunun oğlu veya kızını okula savacak kitabı yoksa koşusununda varsa vermeli, zamanı o da ona verir. Türkiye Irak'a ödünç silah vermezse Türkiye'de bir savaşa girdiğinde Irak'ın aklına şıpadanak gelir ve Türkiyeye yardım eder. Örneğin spor kulüpleri Trabzonspor Fenerden ödünç para vermesi lazım, vermese bile Fenerin Trabzonspora işi düşer. Zamanı geldiğinde Trabzonda Fenere vermez. Büyük Türk gençleri birbirine bir ev kiralar, zamanı gelince o evi veren büyük Türk gencinin alın terini, emeğini eline koymalıdır.
Bir ailenin ineği hastalanmış veteniren aramaya koyulur. Diğer komşusunun evinde telefon vardır. Telefonu açmaya izin vermez. İnek orada ölür. Aradan yıllar geçer o telefonu açmaya izin vermeyen komşusunun oğlu hastalanır. Aha işte şimdi zamanı geldi. Onun evindeki telefonu bozuldu. Onun evinde telefon var ve telefon açmaya gidemez. Ya işte saklasaydın samanı gelirdi şimdi zamanı. (Kerem/Ortaokul-1)

-Ayağını yorganına göre uzat
Her zaman her yerde dikkatli olmalıyız. Mesela bir yere alışverişe gittik. Neler alacaksak ona göre paramızı almalıyız. Bir yere gittik ve gittiyimiz yerde yorulduk. diyelim ve bir taksiye bindik. gideceğimiz yere geldik ve bir baktıkki para çantasında onbin bile yok. Aha şimdi aba altında sopa yedin kafasız. Taksiciye yalvar yakar, aldırmadı, sürdü gitti. Ta ormanlık yere koydu Etrafta in cin top oynuyor. Başka hiç kimse yok, çare de yok. madem onbin bile yok niye taksiye bindin kafasız.
Yorganına göre uzatsana. Başımızı ağaçlara vururuz. Ayağımızı yorganımıza göre uzatsak başımıza bir şey gelmez. (Hümeyra/Ortaokul-1)

-Güneş balçıkla sıvanmaz
Güneş ışınları değdiği yeri kurutur ve çöl haline getirir. Güneşi çahmurla sıvarsak bu delilik olur. Güneş balçıkla sıvanmaz diyorum. Güneş bunca uzakta dünyamızı etkiliyorsa dünyadan çahmur alıp sıvamaya gittiğimizde güneşe yetişmeden çahmur kuruyup toprak olur. ve bizdeölürüz. Eğer güneş çahmurla sıvansaydı çahmur kurur eski halini alırdı, yani yine kururdu diyorum. (Sinan/Lise-1)

-Savaş ve Barış
Barış iyi savaş ise çirkeftir. Savaşın aile içinde, aileler arasında, insanlar arasında ve hayvanlar arasında oluyor. Ama savaş insanlardan kaynaklanıyor.
Bosnada hergün insanlar hep bombalanıyordu. Her yer karman çorman oluyordu. Kadılara haciz yapılyordu. Bebeler aç kalıyordu, maf oluyordu.
Onun için hep tanklardan UN getirilyordu. Hep bu savaş yüzünden. Halbüse savaş pekhala çirkeftir.
Dünyada zaten her pislik insanlardan çıkıyor. Hayvanlara pislik diyorlar. Bana göre dünyada en büyük pisliklerdir. insanlar.
Bir Baş Bakanın parmağı kesilip kanıyor olay oluyorda, bir normal memur kendini caminin minaresinden atıyor olay olmuyor. Bunlar baştan aşağı hepsi yağnış ve çirkeftir. (Ercan/Ortaokul-2)

-Yaşadığınız ilginç bir anıyı yazınız.
Bir gün gölün kenarından geçeçken dört yılan güneşleniyordu hayretle onlara bakarken ağzım açık kaldı. Ağzıma sinek kaçmamasına dikkat ediyordum.
Yılanlardan biri bana yaklaşarak başımızdan çekil dedi. Çekilmeyince yılan beni kovalamaya başladı. Ben dört nala koşarak kaçıyordum. O süratle bir taşa takıldım, düştüm.
Kendimden geçmiştim. Uyandığımda kendimi ıssız bir ormanda buldum, biraz yürüdüm. Tilkiyle sansarın boks maçına şahit oldum. maç heyecanlıydı Tilkiden bir sağ bir sol kroşe geldi. Sansar yere yıkıldı. Sonra ayağa kalkarak Tilkinin gözünü şişirdi. Morgöz olan tilki ringden dışarı fırladı.
Tilki bayılmış ve maçı kaybetmişti. Sonra yoluma devam ederken kendimi harp alanında buldum. Elime bir tüfek verdiler. Her ateş ettiğimde silahtan köpükler çıkıyordu. Sonra beni tanka bindirdiler. Birden tank çöküverdi. Tanktan inerken ağaca bir yumruk attım. Ağaç yıkılarak kafama düştü ve komaya girmiştim.
Gözümü hastahanede açtım. Meğer yoldan karşıdan karşıya geçerken araba bana çarpmıştı. Gördüğüm ise bir rüyaymış. (Hasan/Ortaokul-2)

-Sakla samanı gelir zamanı
Köyde samanı doğrayıp samanlığa koyarlar. Sonra bir iki yıl sonra o samanı ağırbaşlı hayvanlarımıza yediririz ve onlar da bize gereken ürünleri verirler. Sakladığımız samanı hırsızlar yahut teröristler çalıp çırpıp götürmezse en sonunda bir vakit zamanı gelir. (İlyas/Ortaokul-1)

-Yaşadığınız ilginç bir anıyı yazınız.
Ben yaz tatilinde bir vakit köye gittiydim. Dayımın oğluyla denize girdik. Birde baktık ki kızın biri derede yüzezerken derin yere gelmiş. Boyu kısa olduğundan boğuluyordu. Ben vedayımın oğlu kızı bir çırpıda kurtarıverdik. Dedimki ona boyun posun kısa be kız topuklu ayakkabıyla yüzsene boyun yetişsin. O aptal şey olacak şeyin kızı bize hakaret etti ve bize azına geleni söyledi. Ertesi gün oraya bir daha gittiğimizde o kız yine oradaydı ve içimden onu suda boğmak gelmişti. Ama haydi işine bak boşver dedim kendime. Böyleliklen kız paçayı atlattı. (Mehmet/Ortaokul-1)

-Sakla samanı gelir zamanı
Yeni bir şey saklayınca zamanı eninde sonunda gelecektir. Saman hayvanların yemeyidir. Çimenlerin kurumasıyla çimenler sararır, saman oluşur. Samanlarda bazı yerlere satılmaya gider ve ordan hayvanlarını alan insanlar samanlarını kiloyla alırlar ve bitince yine alırlar.
Köylerde çok çimenler vardır. Onların kurumasıyla saman oluşur ve oradan imalat yerlerine gider. Gün geçtikçe onlar satılır. Kurban bayramı gelince hayvanlar kesilir ve etleri afiyetle yenir.
Bazı hayvanlar dişi ise onların yavruları olur. Dişi hayvanlar yavrularını emzirirler ve dişi hayvanlar aç kaldıysa ona saman verirler. Hayvanı varsa onu tarlaya getirir, onu gezdirir, tozdurur. Ot yedirirler ve akşam olunca onları yerine getirirler. Onları mışılca uyuturlar.
Örnek 1: Bir gün kadının kocası kaza yapmış ve onunda bir ayanı kesmişler ve ona çok para lazımmış ve kocasına takma ayak takdırçaklarmış hiç bir doktor yapamazmış ve yabancı ülkeden doktor getirmişler ve kadının kocasına takma ayak taktırmışlar ve para kadına çok lazım olmuş.
Atalarımız demişki sakla samanı gelir zamanı. (Selda/Ortaokul-2)

-Savaş ve Barış
İnsanlar dünyaya barış için gelmiştirler, barış dilerim. Bosnada çok savaş oluyor, ama iyi olmasını dilerim. Bosnada çok can kaybı oluyor, ama olmamasını dilerim. Bosnada Anne baba ölüyor, çocuklar yetimhanede kalıyor ve sonunda birbirleriyle karşılaşınca birbirini tanımıyorlar, yetimhanede kalmamalarını dilerim. Bebekler süt bulamıyor, süt bulmalarını dilerim.
Mesela bir filimde izledim. Bir aile turşu suyu için ayrılıyor. Savaşta her tarafta felaket oluyor. Bunların olmamasını dilerim. Savaş yapacaklarına barış dilerim. (Yakup/Ortaokul-1)

-Ayağını yorganına göre uzat
Ayağını yorganına göre uzatırmısın Ayağını çekyata göre uzat. Yani ayağını belirli bir yere kadar uzat. Ayağını yorganına göre uzatmazsan ayagın açık kalır ve ölürsün kendine dikkat ol. Biz kendimize dikkat olmazsak ölürüz, üşütüp güme gideriz.
Nineler kendilerine dikat etmezseler ölürler. Dedelerde bakımsızlıktan ölürler veya açsızlıktan da ölürler. Babanneler de yaşlılıklarından ölürler. Veya kalpten de gider hiç haberleri olmaz. yaşlı babalar kalpten bakımsızlıktan, kansızlıktan da ölebilirler.
Yeni doğmuş bebeklerde mamasızlıktan ölüyorlar. Bir gelin yeni evlenmiş gelin eve gelmiş. Ana ve baba sevincinden ölmüş. Şimdi oniki, onüç, ondört yaşlarında kalpten gidenler oluyor. (Melek/Ortaokul-1)

-Özgürlük
Ademinoğlu insanının özgürlüğü vardır. Bir yeni doğmuş bebeğin bile kendine has fikirleri, özgürlükleri vardır. Ağlaması, açıkması konuşmadan yapabilme istek özgürlüğü ve biçim biçim hakları vardır. Bunlar basit konulardaki özgürlüklerdir.

Bence insan başka hiç bir canlıya benzemez. İnsan bir ineje, bir kediye benzemez. İnsan konuşabilir, inekse möler. İnsan dört ayak üstünde yürüyemez. Fakat kediler yürür. Demekki insan dünyanın en önemli elemanıdır.
Zaten özgürlük olmazsa, haklar olmazsa İstanbul Sudi Arabistandan farksız olur. Mesela Sudi Arabistanda yerden jeton aldın suç, hop kellen gitti. (Yıldız/Ortaokul-2)

-Savaş ve Barış
İnsanlar MÖ: en ufak bir yer için savaş eder ve bir sürü kanlar akar kanlar ziyan olup gider sonra barışlar olur, vergiler ödenir, barış anlaşmasına uymayanlar gene savaşlar yaparlar. Ve bunların sonunda binlerce şehit asker ölür ve şehit mertebesine ulaşırlar. Şehit mertebesi yetmez yine yeni mertebeler için savaşırlar. Bazı köylülerse bir tarlanın en ufak yeri için yahut bir keçi parçası için kavga edip soluğu mahkemede alırlar. Mahkemede iki köylünün arası bulunur ve barış sağlanır. (Adem/Ortaokul-1)

-Savaş ve Barış
Barış iyi savaş ise çirkeftir. Bosnada her gün insanlar hep bombalanıyordu. Her yer karman çorman oluyordu. Onun için tanklarlan UN getirilyordu. UN tankları gelip duruyordu.
Savaş ise çok kötüdür. Bosnada halbüse barış yerine savaş yapılıyor. Halbüse savaş çok ama çok korkunçtur. (Seda/Ortaokul-1)

-Ayağını yorganına göre uzat
Bir insanın ayağı üşümesin yahut karıncalanmasın diye uzatır. Bize soracak olursanız bir adam gece yatınca karlı hava insanın ayağını dondurtur.
Giriş: Adamın kendisine ayağını yorganına göre uzat denen girişlemeye adamın uzatmasıdır.
Gelişme: Adamın ayağını yorganına göre uzatmasında adam kendi isteğiyle bir nedenine varması adamın kendi nedenini söylemesi belki bu olay adamı çok üzmüştür.
Sonuç: Adamın kendine verilen bir nedeni bulmak için adama verilen bir ders verilmesi gereklidir. Çünkü ayağını yorganına göre uzatmalıdır. (Serap/Ortaokul-1)

-Ayağını yorganına göre uzat
Küçükken yorganımız küçük olur. Bu nedenle ayağımızı toplayıp toplayıpyatmalıyız. Ayağımız yorgandan taşarsa üşütüp yataklara düşeriz. Ayaklarımızı toplayıp toplayıp yatarsak hiç bir şey olmaz.
Bu atasözü başka anlamlarda da olabilir. mesela ayağını yorganına göre deyil de defterini yazabildiğin kadar aç gibidir. Ayağını yorganına göre uzatmazsan kötü ve acil durumlara düşebiliriz. Ayağın yorgandan dışarı kalırsa üşüyebilir veya sivrisinek ısırır. (Erdinç/Ortaokul-1)

-Savaş ve Barış
Barış bizi sevdiklerimize ulaştıran bir köprüdür. Savaşın getirdiği musuzluk, sevgisizlik... Bu olayları düşünmek bile korkunç. Bu yüzden savaşın olmadıgı bir yerde yaşamak ne güzel.
Barışın sevginin, mululuğun oldugu bir yer olsa, insanlar hep birbirleriyle yardımlaşsa, birbirleriyle kucaklaşsa, bu sevgiyi kimse bölmezse... Birlik ve beraberlik bozulmazsa ve sevgiyle beraberliğin bozulmayacağını bilseler. Düyadaki mutluluğu kimsenin bozmayacağını anlasalar keske... (Seda/Ortaokul-1)

-Eğitim ve İnsan
Eğitim bence insanların davranışlarını düzeltme yeridir, yaramazlık yuvası değildir. İnsanların bazıları okulu bir eğitim yuvası değil de yaramazlık yapma yuvası olarak görüyorlar. Öğretmenlerimiz onları dövüpte yaramazlık yuvalarını başlarına yıkınca
kızıverirler. Daha da düşüncem varda toparlayamadım. (Gülcan/Ortaokul-2)

OKULDA ÖĞRENCİLERE UYGULANAN DOLDURMALI ANKETLERDEKİ İLGİNÇ YANITLARDAN SEÇMELER...

* Ben...bir büyücü olsaydım zamanı durdururdum ve çevreyi yaşanır hale getirirdim. Sapla samanı ayırıpda her şey tam olunca tekrar zamanı kaldığı yerden devam ettirirdim.
* Ben... küçükken çok yaramaz ve çapkınmışım.
* Ben... küçükken çok küçüktüm.
* Ben... küçükken çok küçüktüm.
* Ben... küçükken çok deli bir kızmışım.
* Ben... Bilemiyecem.
* Ben... çirkin ve h... gözlü bir insanım.
* Ben... her zaman, ama her zaman erkeyim.
* Ben... büyüyünce ADAM olacağım. -bir kız-
* Ben... çok yakışıklı ve seksi biriyim. Ama beni kimse takmıyor.
* Benim en iyi... HEPSİ ÖĞRETMENİM.
* Bana göre okul... un düzeni bozuk.
* Bana göre okul... çok yararlı ve faydalı bir yerdir. Ayrıca kız bakımından da faydalı bir şey.
* Ben... hayvanları çok seviyorum. Özellikle tavuk kızartmasına bayılırım.
* Arkadaşlar... kavga etmeyin!
* Arkadaşlar... her zaman kötü arkadaşlardan iyidir.
* Eskiden... İnsanlar cahil ve pasaklıydı.
* Eskiden... çok güzel günler yaşıyordum. bu sıralar çok mutsuzum. Bütün dünya habire üstüme gelip gelipduruyor.
* Elimden gelseydi... Bir öğretmen dö... ama olmazki.
* Elimden gelseydi... herkese yardım eder, ardıma koymazdım.
* Elimden gelseydi... Eğitimi egitirdim.
* Elimden gelseydi... Milli Eğitim bakanını deyiştirirdim ve onu kuytu bir köşeye oturturdum.
* Elimden gelseydi... Fen öğretmenini okuldan kovardım. Sonra okul müdürünü de okul dışı ederdim. Böylece okulumuzu mis gibi yapardım.
* Başkalarına göre ben... möyüm!..
* Tahsilimi bitirirsem... Nerde?..
* Tahsilimi bitirirsem... bol bol ense yapacam.
* En korktuğum şey... bazı hayvanlar.. örneğin NİHAT, YAVUZ gibiler.
* Kurtulmak istediğim şey... o hariç her şey.
* Kurtulmak istediğim şey... bir şeyi bırakmam, ama söylemem...
* En korktuğum şey... Hayallerimin gerçek olması.
* En korktuğum şey... Tahsilimin yarım kalması, yarım yamalak bir insan olmak.
* Vücudum... 90-60-90 Ama kıllı.
* Vücudum... Çok sıhhatli ve afiyeti üzerindedir.
* Vücudum... ?
* Yalnız kalınca... Vallahi hocam naptığımı söylemem.
* Hayatın en kötü tarafı... her şeyin gerçek olduğudur.
* Hayatın en kötü tarafı... bütün kapıların yüzüme kapandığı zaman ve hiç açık kapı bulunmamasıdır.
* Bazen babam... Bana kızar, ama ben ona hiç kızmam. Kızarsam dövebilir... Belli olmaz.
* Bazen babam... beni okşar, yani döver.
* En büyük sevincim... Arkadaşlarımın bana baba demesi, en büyük üzüntüm, bazı arkadaşlarımın bana iskele babası demesi.
* Kurtulmak istediğim şey... Yok ama... Babaannemin çenesi.
* Başkalarına göre ben... çok allahlık bir yaramaz parçasıyım. Olsun yinede...
* Yaşamak istediğiniz yer... Fare olmayan her yer yaşamaya değer ve güzeldir.
* Bazen babam... İyi, bazan da kötü olabilir. Ama yinede o benim babam yinede napabilirim ki?
* Bazen babam... kovalar, yakalarsa hırpalar.
* Bazen babam... beni çok över, bazanda kovalayıp bir miktar döver. Ama olsun yinede babam babamdır.
* Annemi severim ama... onun yani annemin beni sevmesine bağlı.
* Annemi severim ama... İki tane var. hangi birini seviyim ki?
* Canım sıkılınca... Huysuzluk yaparım, artistlik yaparım.
* Annemi severim ama... Terlikle beni kovalamasını sevmem.
* Annemi severim ama... Bulaşık yıkattığı zaman asla...
* Okulda... yaramazlık yaparım ve çapkınlık tabiki.
* Cezalar ve yasalar... ın Allah cezasını versin.
* Cezalar ve yasalar... Cezalar iyi bir şey deyil, yasalar sıkıcı ve nefret.
* Okuldaki noksanlıklar... Okulun hepsi noksan, öğrenci ve öğretmenlerimizde noksan. Okulun hepsi Allaha emanet.
* Okuldaki noksanlıklar... doğru düzgün birşey yokki.
* Okuldaki noksanlıklar... Sınıf duvarlarının çatlakları, malzemeden çalmışlar. Tuvaletlerin hali, ayrıca okul memlekete cevap vermiyor. Dahada varda boşver.
* Ben... Allahlık bir yaramaz parçasıyım.
* Elimden gelse... dünyayı elimin içinde tutmam.
* Elimden gelse... her şeyi elimin tersiyle iterdim.
* Elimden gelse... Okul müdürünü... yok ben bir şey yapamamki malesef.
* Sınıfta... Kalacam galiba.
* Sinirlerim... Babamınki yanında hiç kalır.
* Sinirlerim... hep tepemin üstünde durur hiç ordan gitmezler.
* Büyükler... Bir fener gibidirler, hep bize yol gösterirler, ışık tutarlar, sıcaklık verirler, harçlık verirler.
* Büyükler... küçükleri küçük sanıp küçümsüyor, oysa öyle mi?..
* Annemi severim ama... Annem --Dır Dır-- başımın etini yiyip bitiriyor.
* Annemi severim ama... yine de severim.
* Annemi severim ama... Kızmasa...
* Annemi severim ama... hayır hiç bile.
* Büyükler... her zaman küçük çocukları küçük görürler.
* Büyükler... kendini fazla büyük görüyor.
* Beceremediğim şey... hepsini beceriyorum.
* Beceremediğim şey... El işidir -solağımda-
* Hayatım... Henüz asfaltlanmamış bir yol gibi engebeli ve toz buhran içinde devam edip gidip duruyor.
* Hayatım... hep yerinde sayıyor.
* Öğretmenler... El feneri gibi etrafını aydınlatıyor pili bitince şıp diye söner.
* Öğretmenler... çok iyidir, ama dövmeseler.
* Öğretmenler... Bazan oh bazan öf.
* Yaramazlık yaptığım zaman... Acayip dayak yiyorum, her tarafım başka başka morarıyor.
* Yaramazlık yaptığım zaman... Keyfime diyecek yok sonu dayak olmasa.
* Bir türlü unutamadığım... üç yaşında balkondan düşüşümdür.
* Kendini özgür hissediyor musun?.. Bu o anki şartların genel durumunun özel şartlarının o anki dururmuna bağlı.
* Çevreyle ilişkilerin... fazla iyi deyil, bazan apartmanı ben süpüryorum.
* Kendini özgür hissediyor musun?.. hisetsem nolacakki kendimi özgür hissetmeme babam izin vermezki...
* Kendini özgür hissediyor musun?.. yeteri kadar değilse bile yinede evet... belki olabilir, galiba özgürüm, sınırsızca olmasa da yani...
* Kendini hayata hazır hissediyor musun?.. Hissetmiyorum, ben daha ufağım. Hayata yeterince hazırlanmadım.
* Sorunların için çabalıyor musun?.. Eh. Evet çabalıyorum, yapamıyorum, bütün gücüm bile yetmiyor.
* Sorunların için çabalıyor musun?.. Tabiki çabalıyorum, asla oluruna bırakmam bolca çabalıyorum.
* Çevreyle ilişkilerin nasıl?.. çok iyidir. Çevremiz temiz ve sağlıklı olursa bizde daha mutlu oluruz. Onun için çevremizle içli dışlı olmalıyız. şahsen ben böyleyim.
* Ankette olmayıp söylemek, eklemek istediğiniz bir şey var mı?.. Var tabiki... Mutluluk barış ve sağlık hep bizden yana olsun. Bir kuş gibi uçup gitmesinler. En önemlisi sevgi... Nasıl bir balık sudan çıkınca yaşayamazsa insanlarda sevgisiz yaşayamazlar, gerekirse yaşamamalıdırlar.

Faydalı - İlginç Bilgiler12/6/2009 |

Ekleyen:Musti

1 Nisan şakasının kökeni nedir?


1564 yılında Fransa kralı IX Charles, yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. Daha önce
Avrupada yaygın olan yıl başlangıcı Mart 25 idi. O zamanki iletişim şartlarında IX
Charles'in bu kararı fazla yayılamadı. Duyanlar ise protesto amacıyla eski adetlerine
devam ettiler.1 Nisan'da partiler düzenlediler. Diğerleri ise onları Nisan aptalları olarak
nitelendirdiler.1 Nisan'a bütün aptalların günü adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz
hediyeler verdiler, yapılmayacak partilere davet ettiler, gerçek olmayan haberler ürettiler. Yıllar
sonra Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar 1 Nisan gününü kendi kültürlerinin
parçası görerek devam ettirdiler. Oradan da bütün dünyaya yayıl
dı.

İnsanlar niçin içki kadehlerini tokuştururlar?

Bu konuda iki ayrı açıklama vardır. 1) İnsanların beş duyusunu tatmin
amacıyla şarap kadehini sofrada çın sesiye tokuşturmak. Şarabın rengi, görme; diliyle
tat alma; burunla koklama;eliyle dokurma,ve çın sesiyle işitme. Şarap bütün duyguları tatmin
eder anlamını taşır. 2)Antik çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip,ona
zehirli içki sunması doğal sayılıyordu. Ev sahibi içkinin zehirsiz olduğunu kanıtlamak için
kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir yudumun kendi kadehine dökülmesini isterdi.
Sonra aynı anda içkilerini içerlerdi. Misafir böyle durumda ev sahibine güvenini göstermek için
kadehini ev sahibinin yukarı kaldırdığı kadehe hafifçe vurur, çın sesiyle içkiyi denemeye gerek olmadığını gösterirdi.

Çinliler yiyeceklerini niçin çubukla yerler?

Çinlilerin yemek yeme alışkanlıklarının yiyeceklerini çok küçük parçalar halinde
yemelerinden çubuk kullandıkları anlaşılıyor.Çinde eskiden yalnızca zenginler masada otururlardı.
Halkın çoğunluğu tabakları ellerinde yemek yerlerdi. Bir elleriyle tabaklarını tutar, öteki
elleriyle çubuk kullanarak beslenirlerdi. Hızla artan nüfus yüzünden yiyecek sıkıntısı çeken
çinliler önlerindeki yiyeceği küçük parçalar halinde çoğaltarak yiyorlardı. O zamanlar ağaç
sıkıntısı nedeniyle de tahta kullanımı kısıtlıydı. Masa kullanımı bu yüzden çok zordu. Çubuklar
fildişinden ve kemikten yapılırdı.

Dünyanın en çok söylenen şarkısı hangisidir?

Bu şarkı"Happy birthday to you" dur. Şarkının asıl kaynağı Amerika'lı iki kız kardeşe aittir.
Orijinal adı " Good Morning to All" yani " hepinize günaydın"dır. Daha
sonra güftesi değiştirilerek bütün dünyaya yayılmıştır. Fakat telif hakkı kardeşlere
aittir, onlardan sonra da Warner/chappel müzik şirketine geçmiştir. Müzik ticari amaçlı kullanıldığı zaman şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır.

Yapıştırıcılar nasıl yapıştırıyor?

Yapıştırıcıların sağladığı yapışma olayı aslında kimyasal bir reaksiyondan başka bir şey değildir. Günümüzde imalatçılar yapıştırıcıları sentetik malzemeler kullanarak yaparlar. Yapışma olayında benzer
veya ayrı malzemeden iki madde, bir de yapışkan gerekir. Burada en önemli görev yapıştırıcıdadır.
Yapıştırıcının moleküllerinin diğer iki madde molekülleri ile birleşme eğilimi gösterir bir yapıda olması gerekmektedir.

Mezara niçin çiçek konulur?

İlk olarak Mısır Firavunu Tutamkamon'nun milattan önce 1346 da öldüğünde mezarının
çiçekten tacçlarla kaplandığı saptanmıştır. Kuzey Avrupada ise M.Ö 2000 yıllara kadar
mezara çiçek konduğu belirlenmiştir. O zamanlarda bu çiçeklerin amacı iyi ruhları çekme,
kötaü ruhları kovma amacıylaydı. Sonradan ise asıl amaç cesetler çürürken çıkan
kokuyu kamufle etme amacını taşır. Servi ağacı da bu nedenle mazarlıklarda kullanılır. Ağacın
yaprakları rüzgarı önler, kendine özgü ferah kokusu vardır. Cenaze törenherinde siyah
giyinmenin amacı da mezarlıklarda hayalletlerden sakınmak amacı taşımaktadır.

Satrançta şah niçin o kadar pasiftir?

Çünkü şah koruma altındadır. Zaten satrançta amaç şahı almaktır. O yüzden
bütün taşlar onu korumakla görevlidir. Vezir ise başkumandan gibi şaha yardım eder. İleri
geri, çapraz her yöne gidebilir. Batıda vezire Kraliçe adı verilmiştir. Bununla Kraliçe'nin
Kralın en büyük desteği olduğunu işaret etmektir. Satranç 6. yüzyılda Hindular tarafından
oynanmaya başlanmış, oradan dünyaya yayılmıştır.

İnsan korkunca niçin dişleri birbirine vurur?

Bir insan büyük bir tehlike veya korku verici olayla karşılaşınca vücudu otomatikman savunmaya geçer. Diğer canlılarda olduğu gibi dişler ve çene savunmanın ana mekanizmalarıdır.İşte bu nedenle ilk
insanlardan gelen kalıtımsal yapıdan dolayı önce çene ve dişler harekete geçer. Çenedeki
kaslar titrer, bu da sanki dişler birbirine vuruyormuş gibi görüntü verir.

Akıl ile zeka arasında fark nedir?

Akıl yalanla gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme, bir konuda düşünce yürütebilme ve görüş bildirme yeteneğidir. İnsan olgunlaştıkça aklı gelişir. Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme yataneğidir. Genel olarak 12 yaşına kadar gelişir, 20 yaşına kadar sürer sonra sabit kalır. Zeka bir insanın her türlü olay karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir besteci müzik yapıtını aklıyla değil zekasıyla yaratır. Fakat en basit matematik problemini çözemeyebilir. Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere göre farlılıklar gösterir. Akıl somut olarak ölçülemez, zeka IQ denilen testle ölçülebilir.

Dolunay insan davranışlarınıetkiler mi?

İnsanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır. Eskilerin Ay'ın dönemlerine bağladıkları boş bir inancın günümüze uzanan bir varsayımıdır. Bilim adamlarının yaptıkları bütün çalışmalar bu görüşün boş olduğunu kanıtlamıştır. Ay, dünyadaki okyanusların gel-git denilen suların alçalması ve yükselmesi olayı üzerinde doğrudan etkisi vardır. Vücudumuzdaki suyun oranı , okyanuslardaki su miktarıyla kıyaslanamaz. Yani Ay'ın çekim gücü insanı etkileseydi yalnız dolunayda değil her gün olması gerekirdi.  Dolunayda ayın parlaklığı da pek önemli bir etken değildir. Çünkü gönderdiği ışık miktarı Güneş'in gönderdiğinin 600 binde biri kadardır.

Niçin gözyaşı dökeriz?

Dünyadaki canlılardan sadece insan ruhsal nedenlearle ağlar. İnsanı farklı kılan bu durum şüphesiz yaşam tarihindeki evrimin bir sonucudur. Aslında gözlerimize sürekli gözyaşı koruma amaçlı olarak salgılanmaktadır. Fakat ağlama ruhsal bir boşalmadır. Bu konuyu ilk inceleyer Darwin'dir. Daha sonra yapılan deneyler sonucu görüldü ki soğan doğrarken akan gözyaşlarının kimyasal yapıları farklıdır. Ruhsal gözyaşları daha çok protein içermektedir. Fakat henüz bu farkın nedeni açıklanamamıştır.

Üç yaşından daha önce olanları için hatırlamıyoruz?

Bilim adamları geçmiş deneyimlerimizi saklayan hafızamızın beynimizde anıveya öykü şeklinde organize olduğunu ileri sürüyorlar. Üç yaşından küçükler bu şekilde iletişim kurma yeteneğine sahip değiller.Öykü ve anılarını anlatamıyorlar. Yer ve karakter kavramlarını anlamıyorlar. Üç yaşından küçükler düzgün konuşabildikleri,anlayış, seziş ve hafıza yeteneklerine sahip oldukları halde tüm olanları bir bütün olarak şekillendiremiyor, öyküye dönüştüremiyorlar.Hafızamız ne yaptığını ne yapıldığını 3-4 yaşlarında kaydetmeye başlıyor.

Yumurtanın niçin bir tarafı yuvarlak, diğer tarafı sivridir?

Eğerköşeli olsalardı kenarları dayanıklılık bakımından çok zayıf olurdu. En dayanıklı geometrik şekil küredir ama bu şekildeki yumurta yuvarlanacak olursa nerede duracağı belli olmaz. Yumurta yuvarlanınca düz gitmez.  İnce tarafı üstünde dairesel bir yol çizer. Başladığı yere yakın bir noktada durur. Yani düz bir yerde kaybolması olanaksızdır. Yumurta, tavuğun yumurta kanalında küre şeklindedir. İlerlemesi sırasında arkada kalan dairesel kasların büzüşerek hem yumurtayı ileri iterler hem de bu kısmına baskı yaparak konik biçimini sağlarlar. Yumurtanın şeklinin nedeni de budur. Sürüngenlerde bu düzenek olmadığından yumurtaları küresel biçimdedir.

Develerin hörgüçlerinde ne var?

Genelde hörgüçlerinde su olduğu ve uzun yolculuklarında bu suyu kullandıkları söylenir ama doğru değildir. Develerin hörgüçlerinde 30-35 kg kadar yağ bulunur. Yiyecek bulamadıkları zaman bu enerjiyle hareketlerini sağlarlar ayrıca yağ çöl sıcağına karşı koruma görevi de yapar. Develer suya az gereksinim duyarlar. Burun mukozaları insana göre 100 kat daha büyüktür. Soluk alırken havadaki nemin üçte ikisini kazanabilirler. Su kaybını da dokularından kaybederler, kandaki su etkilenmez.

Çinlilerin gözleri niçin çekiktir?

Yalnız çinlilerin değil, Orta ve Güneydoğu Asya'da yaşayanların, japonların hatta Eskimoların da gözleri çekiktir. Aslında göz yapısı bütün dünyada aynıdır. Farkı yaratan göz kapaklarıdır. Çekik gözlü diye nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne daha çok inmiştir. Bazı teorilere göre bu kıvrım insanların gözlerini yoğun kar tabakasının, göz kamaştıran ışığından korumak için bir çeşit kar gözlüğü gibi gelişmiştir. Çinde ve öteki bölgelerde her ne kadar yoğun kar yağmıyorsa da onların atalarının buzul çağında kuzeyde yaşadıkları daha sonra güneye indikleri kanıtlanmıştır. Yalnız gözleri değil, burunları da rüzgara karşı korunmak için küçülmüş, burun delikleri soğuğu engellemek için daralmıştır. Ciltleri de koruma amaçlı olarak yağlıdır. Göz kapakları da yağlıdır. Gözü ve iç tabakalarını kara ve buza karşı korur. Yani çekik gözlü değil, düşük göz kapaklı, demek daha doğrudur.

Ateş böceği nasıl ışık saçıyor?

Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur. Bilimsel adı "Soğuk Işık"tır. Bu ışık olayı, moleküler seviyede kimyasal bir işlemdir. Bazı moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi ışığa dönüştürebildikleridir. Ateş böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden ışık elde etmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmektedir. Fakat onlar da tam olarak ışık vermeye yetmediği için böceğinışık bölgesine yakın solunum organının ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi gerekmektedir

Kumaşlar yıkandıktan sonra niçin çeker?

Aslında kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden kumaşın az biraz uzaması gerekmektedir. Ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır. Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama, sabun hepsi kumaşın çekmesini kolaylaştırır. Kumaş birkaç kez yıkandıktan sonra ölçüleri belli bir dengeye ulaşır ve ondan sonra yıkandığında çekmez.

İnsanlar saatlerini niçin sol kollarına takarlar?

Özel bir durum veya farklı olma düşüncesi yoksa insanların çoğu saatlerini sol kola takar. Çünkü çoğunluk sağ elini kullanmaktadır ve bu kolun daha hareketli olması nedeniyle saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığı yüksektir. Zaten saatin kurma düğmesi 3 rakamının yanındadır. İnsanlar saati kurmak istedikleri zaman onu bilekten çıkarmadan sağ elle uzattıkları sol kollarındaki saati kurabilirler.

Bir hafta niçin 7 gündür?

Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanıyorlardı. İlk çağlarda bilinen
beş gezegen ile güneş ve ayın sayısı nın 7 oluşu bu sayıyı gizemli ve uğurlu kılıyordu. Daha sonra dinlerde göğün 7 kat oluşu ve doğadaki ana renk sayısının 7 oluşu, müzik notalarının 7 oluşu sayının önemini daha çok belirtti.  Daha sonra Fransa takvim yapısını değiştirerek hafta sayısını 10 yaptı ama kabul görmedi. Rusya 5 günlük hafta uygulamasına geçti, o da tutulmadı. Sonunda yine hafta 7 gün olarak kaldı.

Niçin otellerin kapıları döner kapıdır?

Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur. Büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır. Açılan normal kapıdan içeri soğuk hava rahatlıkla girer. Eğer normal kapı kullanılırsa hava değişimi nedeniyle klimalar veya motorlar yeniden çalışacaktır. Özellikle çok kişinin girip çıktığı otel veya benzeri binalarda enerji tasarrufu için döner kapı kullanılır. Döner kanatlar sıcak havanın dışarı çıkmasına, soğuk havanın da içeri girmesini engeller.

İmdat çağrısı S.O.S 'in anlamı nedir?

Çok kişi "Save our Ship" gemimizi kurtar; "Save our Soul" ruhumuzu kurtar; "Stop Other Signals" diğer sinyalleri sözcüklerinin kısaltılmışı sanır. Oysa hiçbiri değildir. Tamamen telgraf zamanından kalma mors alfabesiyle ilgilidir. İmdat çağrısının çok kolay akılda tutulabilmesi için 1908 de üç çizgi, üç nokta, üç çizgi olan S.O.S seçildi.

Doktorlar niçin dizimize çekiçle vurur?

Bir sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne atarken doktor dizkapağının hemen altına, kası kemiğe bağlayan tedoma minik lastik bir çekiçle vurduğu zaman bacak ileri fırlar. Bu reflekste baldır kaslarındaki duyu sinirleri kasın genişlemesine tepki verir ve yeni sinir sinyalleri oluşturarak kaslara hafif bir basınç uygulandığını ve gerildiklerini omuriliğine iletirler. Omirilik ise bu basınca dayanabilmesi için kasların kasılması gerektiğini bildirir, bacak tekrar geri hareket eder. Refleks, beyin denetiminden geçmeksizin, yani beyin devrede olmadan doğrudan omuriliğin komutlarıyla gerçekleşmektedir. Diz kapağı refleksi omuriliğin işleyişi konusunda bilgi veren önemli bir tanı yöntemidir.

Tükenmez kalemin dolmakalemden farkı nedir?

Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk insanlar sivriltilmiş çakmak taşlarıyla duvar resimleri yapmıştır. Mürekkepli metal kalemler Romalılar tarafından biliniyordu. Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin ilk modeli 1880 yılında yapılmıştır fakat rağbet görmemiştir. Uçakların gelişmesiyle gündeme tekrar gelir. Uçaklar 2-3bin metreye çıkınca  hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalem mürekkebi basınç nedeniyle dışarı akarak kağıdı ya da giysiyi lekeler. 2.Dünya Savaşı'nda askeri uçaklarda kullanılan tükenmez kalem sonradan yaygınlaşmıştır. Tükenmez kalemlerde mürekkep kağıda pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş minik bir bilye aracılığıyla aktarılır. Fakat dolmakalemin özelliği seçkin ve yazıyı kaliteli kılmasıdır.

Radyonun sesi açılınca pil daha çabuk mu biter?

Pille çalışan portatif radyolarda sesin yüksekliği pilin ömrünü etkiler. Radyo açık, sesi kapalı durumu ile sesin sonuna kadar açık durumu arasındaki fark pillerin ömürlerinin kısalmasına neden olur. Ses sonuna kadar açıldığında pillerden çekilen akım yüzde 30 artmaktadır. Bu durum, küçüğünden büyüğüne, pille çalışan ve ses yükselticisi olan bütün radyo, teyp, volkmen vb. için aynıdır.

Horozlar niçin sabahları erkenden öterler?

Sabah güneş doğarken ötmek yalnız horozlara özgü değildir. Kulağa en çok
horozun sesinin gelmesi, onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasıdır. Kuşların büyük çoğunluğu
da aynı saatlerde ağaçlarda koro halinde öterler. Gün boyu hem horozlar hem kuşlar bu ötüşü sürdürürler
ama seslerinin en güçlü çıktığı zaman sabah saatleridir. Horoz ve kuşların sabah gün
doğarken ötmeleri biyolojik saatleriyle ayarlanmıştır

Evlerimizdeki sinekler kışın nereye gidiyor?

Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur. Havaların ısınmasıyla birlikte ansızın ortaya çıkarlar. Sinekler ısıya
karşı çok hassastır. Güneş bulutun arkasına girdiği zaman oluşan ısı düşmesinden  etkilenirler. Kış günlerinde yaşama şansları yoktur. Ölmeden önce yumurtalarını toprağa veya kuytuya gömerler. Lavra ve yumurtalar soğuktan etkilenmez. Yaz sıcakları başlayınca yumurtalar çatlar ve yine sinekli günler başlar.

Termos nasıl sıcağı sıcak, soğuğu soğuk tutuyor?

Tek nedeni vardır, vakum.Yani boşluk.Bir termosta içiçe geçmiş iki kap vardır.Dıştaki metal bir kap olup içteki
genellikle bir cam şişedir.İkisinin arasındaki hava ise boşaltılmıştır.Tam olmasa da üreticiler tarafından elde edilebilen tama yakın bir boşluk vardır.Vakumlu bir ortamda hava molekülleri de ılmadığından ısı iletilemez.Cismin ısısı başlangıçta ne ise o halde kalır.İçerden dışarıya, dışardan içeriye ısı geçişi olmaz.Böylece termosa konan sıvı sıcaksa sıcak, soğuksa soğuk kalır.

Kuşlar nasıl konuşabiliyor?

Her insan ağzıyla konuşur ama konuşabilmeyi sağlayan asıl organ beyindir. Beyinde oluşan düşünceler dilimize ve dudaklarımıza aktarılır. Hayvanlar bu nedenle konuşamaz. Papağan ve benzeri kuşların yaptıkları konuşma değil, mükemmel bir ses tınısı ezberi ve tekrardır. Sesleri ezberler ve taklit ederler. Kuşların ses organları memeli hayvanlardan farklı olarak gırtlakta değil göğüs kafeslerinn dibinde, karın boşluğunun derinliklerindedir. Kuşların doğasında ses taklit yeteneği vardır. Doğayla içiçe yaşarken diğer kuşların seslerini
taklit ederek bir çeşit iletişim sağlarlar.

Kediler balık ve sütü niçin severler?

Kedilerin sudan hoşlanmadığı bilinir. Ama aslında kediler çok iyi yüzerler. Hava şartlarından dolayı ve de tembelliklerinden suya girmeyi sevmezler. Evkedisinin balık sevmesinin yanında kuşlara ve farelere olan düşkünlüğünün nedeni evcilleştirilmeden önce Mısır'da Nil vadisinde balık, kurbağa, küçük kuş ve fareleri avlayarak yaşamış olmasıdır. Zaten eski Mısırlılar kedilerifare avcıları olduğu için evcilleştirmişlerdir. Günümüzde kedinin kuzey Hindistan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan türleri ırmakların kenarlarında balık avlayarak yaşamaktadır. Patileriile balıkları sudan dışarı atar, gerekirse suya tamamen girerler. Eski Mısır'da kedi bakıcıları onları ekmek ve sütle beslemişlerdir. Kedilerin süt zevkinin de Mısırlı bakıcılarının yarattığı beslenme alışkanlığından kaynaklanmaktadır.

Bardaktaki buzlar niçin birbirlerine yapışırlar?

Buzun erimesi için yalnızca sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların kayma nedeni de budur. Basınçla alt tabaka erir ve kayma oluşur. Bir kabın içinde ya da bir bardakta üstüste duran buzların herbiri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktada çok küçük kısım erir.Buradan hareket eden su çok az yanda iki buz küpçüğünün birleştiği noktada tekrar donar. İki buz parçası kaynak yapılmışcasına birbirlerine yapışır ve orada bir daha erime olmaz.

Türklere Has Mekan İsimleri2/5/2009 |

Ekleyen:Musti

Marlon Branda ( brandacı )

Kıllıoğlu Ekmek Fırını

Cafer Cafe

Ananın Yeri

Shark Sofrası

Bakkal Gazi

Çotanak İletişim

Kalpazan Emlak

Barbar Bar & Cafe

Fotosentez ( fotoğraf stüdyosu )

Des-Tur

GIpta Et ( Kasap )

Yasemine Döşemecilik ( Ankara - Bahçelievler )

Totoş Pastahanesi ( İzmir )

Ezik gıda pazarı - ferahevler

Keko Market (samandağ/antakya)

Tıkınak ( Manisa’da Bir Lokanta )

Uçkur Giyim ( iç çamaşır dükkanı )

Ctrl+Alt+Delete ( internet cafe )

İ?nteresting Tekel Bayi ( Libadiye kavşağı / çamlıca )

Özboing Restorant ( bursa )

Cillop oto yıkama

Home Simit Home

Sudursun İ?zolasyon

Gıdak Piliç

Lolita ağda salonu (idealtepe)

Vuruşkanlar Dış Ticaret. Mersin-Tarsus yolu üzeri

Dallas Pide Salonu (kilise sokağı)

Yanar Döner (beyazıtta)

Aparkat Kırtasiye ( ümraniye civarında,sahibi eski boksormüş )

Dürüm Theater (Eskişehirde bir dürümcü )

Caiz Collection (moda evi)

Bi Dürüm Mü Var ( izmit dürümcü )

Fak Pide Salonu ( Hasan Fak)

Zevk Kasabı

Gel De İ?çme Birahanesi

Zıkkım Restaurant

Kasap Lanca ( kasap )

Voltran Lpg

Ezik Bakkal

Çöken İnşaat (Süleyman Çöken)

Gıt Gıt Chicken House

<<Önceki Sayfa |1/24|Sonraki Sayfa>>