Faydalı - İlginç Bilgiler12/6/2009 |
Ekleyen:Musti
1 Nisan şakasının kökeni nedir?
İnsanlar niçin içki kadehlerini tokuştururlar?
1564 yılında Fransa kralı IX Charles, yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. Daha önce
Avrupada yaygın olan yıl başlangıcı Mart 25 idi. O zamanki iletişim şartlarında IX
Charles'in bu kararı fazla yayılamadı. Duyanlar ise protesto amacıyla eski adetlerine
devam ettiler.1 Nisan'da partiler düzenlediler. Diğerleri ise onları Nisan aptalları olarak
nitelendirdiler.1 Nisan'a bütün aptalların günü adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz
hediyeler verdiler, yapılmayacak partilere davet ettiler, gerçek olmayan haberler ürettiler. Yıllar
sonra Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar 1 Nisan gününü kendi kültürlerinin
parçası görerek devam ettirdiler. Oradan da bütün dünyaya yayıl
Çinliler yiyeceklerini niçin çubukla yerler?
Çinlilerin yemek yeme alışkanlıklarının yiyeceklerini çok küçük parçalar halinde
yemelerinden çubuk kullandıkları anlaşılıyor.Çinde eskiden yalnızca zenginler masada otururlardı.
Halkın çoğunluğu tabakları ellerinde yemek yerlerdi. Bir elleriyle tabaklarını tutar, öteki
elleriyle çubuk kullanarak beslenirlerdi. Hızla artan nüfus yüzünden yiyecek sıkıntısı çeken
çinliler önlerindeki yiyeceği küçük parçalar halinde çoğaltarak yiyorlardı. O zamanlar ağaç
sıkıntısı nedeniyle de tahta kullanımı kısıtlıydı. Masa kullanımı bu yüzden çok zordu. Çubuklar
fildişinden ve kemikten yapılırdı.
Dünyanın en çok söylenen şarkısı hangisidir?
Mezara niçin çiçek konulur?
İlk olarak Mısır Firavunu Tutamkamon'nun milattan önce 1346 da öldüğünde mezarının
çiçekten tacçlarla kaplandığı saptanmıştır. Kuzey Avrupada ise M.Ö 2000 yıllara kadar
mezara çiçek konduğu belirlenmiştir. O zamanlarda bu çiçeklerin amacı iyi ruhları çekme,
kötaü ruhları kovma amacıylaydı. Sonradan ise asıl amaç cesetler çürürken çıkan
kokuyu kamufle etme amacını taşır. Servi ağacı da bu nedenle mazarlıklarda kullanılır. Ağacın
yaprakları rüzgarı önler, kendine özgü ferah kokusu vardır. Cenaze törenherinde siyah
giyinmenin amacı da mezarlıklarda hayalletlerden sakınmak amacı taşımaktadır.
Satrançta şah niçin o kadar pasiftir?
Akıl ile zeka arasında fark nedir?
Akıl yalanla gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme, bir konuda düşünce yürütebilme ve görüş bildirme yeteneğidir. İnsan olgunlaştıkça aklı gelişir. Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme yataneğidir. Genel olarak 12 yaşına kadar gelişir, 20 yaşına kadar sürer sonra sabit kalır. Zeka bir insanın her türlü olay karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir besteci müzik yapıtını aklıyla değil zekasıyla yaratır. Fakat en basit matematik problemini çözemeyebilir. Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere göre farlılıklar gösterir. Akıl somut olarak ölçülemez, zeka IQ denilen testle ölçülebilir.
Dolunay insan davranışlarınıetkiler mi?
Üç yaşından daha önce olanları için hatırlamıyoruz?
Bilim adamları geçmiş deneyimlerimizi saklayan hafızamızın beynimizde anıveya öykü şeklinde organize olduğunu ileri sürüyorlar. Üç yaşından küçükler bu şekilde iletişim kurma yeteneğine sahip değiller.Öykü ve anılarını anlatamıyorlar. Yer ve karakter kavramlarını anlamıyorlar. Üç yaşından küçükler düzgün konuşabildikleri,anlayış, seziş ve hafıza yeteneklerine sahip oldukları halde tüm olanları bir bütün olarak şekillendiremiyor, öyküye dönüştüremiyorlar.Hafızamız ne yaptığını ne yapıldığını 3-4 yaşlarında kaydetmeye başlıyor.
Yumurtanın niçin bir tarafı yuvarlak, diğer tarafı sivridir?
Çinlilerin gözleri niçin çekiktir?
Yalnız çinlilerin değil, Orta ve Güneydoğu Asya'da yaşayanların, japonların hatta Eskimoların da gözleri çekiktir. Aslında göz yapısı bütün dünyada aynıdır. Farkı yaratan göz kapaklarıdır. Çekik gözlü diye nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne daha çok inmiştir. Bazı teorilere göre bu kıvrım insanların gözlerini yoğun kar tabakasının, göz kamaştıran ışığından korumak için bir çeşit kar gözlüğü gibi gelişmiştir. Çinde ve öteki bölgelerde her ne kadar yoğun kar yağmıyorsa da onların atalarının buzul çağında kuzeyde yaşadıkları daha sonra güneye indikleri kanıtlanmıştır. Yalnız gözleri değil, burunları da rüzgara karşı korunmak için küçülmüş, burun delikleri soğuğu engellemek için daralmıştır. Ciltleri de koruma amaçlı olarak yağlıdır. Göz kapakları da yağlıdır. Gözü ve iç tabakalarını kara ve buza karşı korur. Yani çekik gözlü değil, düşük göz kapaklı, demek daha doğrudur.
Ateş böceği nasıl ışık saçıyor?
İnsanlar saatlerini niçin sol kollarına takarlar?
Doktorlar niçin dizimize çekiçle vurur?
Horozlar niçin sabahları erkenden öterler?
Evlerimizdeki sinekler kışın nereye gidiyor?
Termos nasıl sıcağı sıcak, soğuğu soğuk tutuyor?
Kuşlar nasıl konuşabiliyor?
Kediler balık ve sütü niçin severler?
Türklere Has Mekan İsimleri2/5/2009 |
Ekleyen:Musti
Marlon Branda ( brandacı )
Kıllıoğlu Ekmek Fırını
Cafer Cafe
Ananın Yeri
Shark Sofrası
Bakkal Gazi
Çotanak İletişim
Kalpazan Emlak
Barbar Bar & Cafe
Fotosentez ( fotoğraf stüdyosu )
Des-Tur
GIpta Et ( Kasap )
Yasemine Döşemecilik ( Ankara - Bahçelievler )
Totoş Pastahanesi ( İzmir )
Ezik gıda pazarı - ferahevler
Keko Market (samandağ/antakya)
Tıkınak ( Manisa’da Bir Lokanta )
Uçkur Giyim ( iç çamaşır dükkanı )
Ctrl+Alt+Delete ( internet cafe )
İ?nteresting Tekel Bayi ( Libadiye kavşağı / çamlıca )
Özboing Restorant ( bursa )
Cillop oto yıkama
Home Simit Home
Sudursun İ?zolasyon
Gıdak Piliç
Lolita ağda salonu (idealtepe)
Vuruşkanlar Dış Ticaret. Mersin-Tarsus yolu üzeri
Dallas Pide Salonu (kilise sokağı)
Yanar Döner (beyazıtta)
Aparkat Kırtasiye ( ümraniye civarında,sahibi eski boksormüş )
Dürüm Theater (Eskişehirde bir dürümcü )
Caiz Collection (moda evi)
Bi Dürüm Mü Var ( izmit dürümcü )
Fak Pide Salonu ( Hasan Fak)
Zevk Kasabı
Gel De İ?çme Birahanesi
Zıkkım Restaurant
Kasap Lanca ( kasap )
Voltran Lpg
Ezik Bakkal
Çöken İnşaat (Süleyman Çöken)
Gıt Gıt Chicken House
Gülmekten Kırılacaksınız (Garanti)2/5/2009 |
Ekleyen:Musti
Ömer Çavuşoğlu: Elini vicdanına koy!..
İhsan Kalkavan: Tamam koydum...
Muhabir: How was Sergen's freekick goal?
Van Hooijdonk: It was fantastic...
Lig Tv muhabiri: Evet sayın seyirciler çok fantastikti diyor...
(Şansa Dansa'da Seray Sever, Fatih'e ipucu verir)
Seray Sever: Möööö!..
Fatih Ürek: Geyik?
Seray Sever: Ya mööööö!..
Fatih Ürek: Tamam buldum... Ceylan?
Gülben Ergen: 6 kilo verdim, toplam 5 ayda. Ayda 2 kilo kadar yani... (2X5=6)
İbrahim Tatlıses: Ben Müslüm Baba'nın terini bardağa koyup içerim!..
Emre Aşık: 90 dakika boyunca terimizi ıslattık... (Fenerbahçe-Beşiktaş maçı
sonrası)
Şansal Abi: Ne kazanan memnun hakemden ne deee... Tabii kazanan yok kazanan
Türk futbolu... (2-2 biten FB-BJK maçı sonrası toparlamaya çalışıyor.)
Ümit Aktan: Cordoba topu kucağına alma yetkisi olan iki adamdan biri, diğeri
Recep...
Şansal Abi: Olağanüstü hastayım...
Erman Hoca: Goller Ay'dan geliyor, ne Ay'ı, Merih'ten geliyor!..
(Fenerbahçe'nin yediği goller hakkında yorumu..)
İsmet Badem: Şu an tansiyonum ve kalbim durmak üzere... (Ülkerspor-
Lottomatica Roma maçından sonra...)
Erman Hoca: Yav Letonya'nın defansı kalas gibi, kessen iki oturma takımı bir
masa yaparsın...
Güntekin Onay: İtalyan yönetmen bu maçı şimdilik iyi yönetiyor... (2.Yarıda)
Alman hakem iyi yönetiyor, yaptığımız hiçbir faulü görmüyor!.. (Lazio-
Beşiktaş maçında)
Nermin Kartal Örkmez (NTV muhabiri): Letonya'da Letonlarla yaptığımız
maçta...
Ahmet Çakar: Hasan koşsa anlarım ama durarak hareket ediyor...
Hakan Şükür: Benim de hiç hatam oldu demiyorum...
Güntekin Onay: Sergen 1 metre içerdeydi ve adeta Stam`ın belinden su aldı...
(Lazio-Besiktaş maçında)
Güntekin Onay: Savunmada hata yapmazsak ikinci golü her an bulabiliriz, onun
müjdesini vereyim buradan size...
Ahmet Çakar: Beşiktaş, Chelse`yi yarım-sıfır bile yense tur atlayacak...
(Lazio-Besiktaş maçı sonrası)
Ahmet Çakar: Eğer Ali Aydın ben o ikinci sarı kartı Victoria`ya değil de
yandan geçen Koray`a gönderdim deseydi bütün Türkiye ona enteresan yerleriyle
gülerdi...
Show Radyo Sunucusu: Zago`nun kel kafasından kayan top hız kazanıyor...
(Gençlerbirliği-Beşiktaş maçında)
Turgay Şeren: İkinci gol de Boer`un ayağının şeyinden oldu, üçüncü gol gene
de Boer`un şeyinden oldu...
Güven Sazak: Ne söylentisi? Aziz Yıldırım`ın başkan adayı olacağını kör
sultan bile duydu. (Aziz Yıldırım`ın tekrar aday olacağı yönündeki
söylentiler hakkında fikri sorulunca)
Erman Hoca: Şu an hangi aydayız? Ramazan. Ramazan deyince insanın aklına ne
gelir? Pide... Başka ne gelir başka? Fırıncı küreği. Tak altına sokarsın
alırsın pideyi...
Şansal Abi: Aman hocam!
Haşmet Babaoğlu: 70. dakikada Fenerbahçeliler Yusuf Yusuf diye
bağırıyorlardı...
Erman Hoca: Ben sana yandan gelir Şansal bi korum, seni kaleye sokarım!..
Şansal Abi: Aman hocam!
Erman Hoca: Kemal`e yapılacak en ufak bir itme Kemal'i iter...
İş Yeri Kuralları2/5/2009 |
Ekleyen:Musti
-Bu işyerinde patron daima haklıdır. (çünkü maaşlarınız onun kasasında saklıdır)
-Bu işyerinde hertürlü hastalık mazeret kabul edilmez. Getireceğiniz rapor kanıt sayılmaz. (doktora kadar gidilebilenin işede gelebileceği varsayılır.)
-Patron hertürlü amelliyata çok kızar. O, sizi tüm organlarınızla işe almıştır. Amelliyatla alınan her organ için maaşınızdan %10 kesilir. (özellikle de diş ve tırnaklarınıza mukayet olunuz.)
-Birinci dercede dahil akraba ölümü işten kaytarmak için mazeret kabul edilmez. ölen sizseniz, bu geçerli bir mazeret sayılabilir. Ancak iş Ahlakına uygun olması bakımından bu durumu 15 Gün önceden haber vermelisiniz. (Böylece iş aksamadan yerinize biri geçirilir.)
-Bu işyerinde patronun odasına kendi fiikirilerinizle girebilirsiniz. (Ancak patronun fikirleriyle çıkmak zorundasınız.)
-Bu işyerinde kitap zaten, gazete okumaksa katiyyen yasaktır.
-Bu işyerinde uyumak kesinlikle affedilmez. şekerleme yapanlar ise uyarılmaksızın maaş kesimine uğratılır. (Patron uyumaz, gözlerini dinlendirir.)
-Patron, çalışanların akşam eve gitmesini para ve zaman kaybı sayar. Sabah zaten işyerine dönüleceğinden eve gitmek özel izne bağlanmıştır. (Bütün Masalarda çekyat olma özelliği vardır.) Mesai saatlerinde tuvaleti kullanmanız yasaktır.
-Tavsiyeler
-Zam aylarında çok sefil bir tavır alın. Yani olduğunuz gibi görünün. Ne demişler ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol...
-Patrona sakın bulaşmayın. O size bulaşırsa kötü olur.
-iyi bir eleman olmanın ilk şartı : "Bugün patron için ne yaptım" sorusunu her mesai sonunda kendinize sormak ve iyi şeyler yaptıysanız patrona bu durumu rapor halinde iletmektir. -Patron geleceğinizin garantisidir... Patronun haksız olduğu durumlarda işyeri kuralları 1. Madde geçerlidir.
Polis Öyküleri2/5/2009 |
Ekleyen:Musti
Adam kırmızı ışıkta geçiyor. Başkomiser görüp ekibe bildiriyor. Ekip adamı yakalıyor:
"Ceza yazacağım."
Adam:
"Sen nerden gördün kırmızıda geçtiğimi?"
Polis:
"Başkomiserim görmüş. O söyledi."
Adam:
"Amma boşboğaz, dedikoducu başkomiserin varmış ha. İnsan her şeyi söyler mi? Sır saklamasını bilmek lazım."
* * *
Polis adamı çevirmiş:
"Hey hemşerim, kırmızı ışığı görmedin mi?"
Adam:
"VAllahi memur bey, kırmızıyı gördüm de seni görmedim."
* * *
Şanlıurfa Emniyet Müdürü odacısını çağırır:
"Çabuk bana Balıklıgöl'ün müstecirini (kiracı) bulun."
Odacı kısa süre sonra şalvarlı, kısa boylu, sıska, hafif, çekik gözlü, sakallı bir adamcağızı getirir. Müdür:
"Oğlum bu kim?"
Odacı:
"Mülteci dediniz, ben de Afgan bir mülteci getirdim."
* * *
Şehrin birinde karı-koca diş hekimi muayene açıyorlar. Tabelaları şöyle:
"Oya Bilir - Kaya Bilir"
* * *
Şanlıurfa'da polisin biri bakkala gidiyor. Alışveriş yapıp elinde poşetlerle giderken telsizini dükkanda unutuyor. Satıcı da fark etmiyor.
Telsizden sesler gelince adam korkuyor. "Dükkanı cinler bastı" deyip kapatıp gidiyor.
Yarım Saat sonra polis telsizini unuttuğunun farkına varıyor. Döndüğünde dükkanı kapalı buluyor. Adama "telsizimi çaldı" diye işlem yapmaya başlıyor.
Dükkan sahibi ise bu arada karakola gidip "cinler bastı, gaipten sesler geliyor" diye şikayetçi olunca olay anlaşılıyor.
* * *
Polis müdürü odacıyı çağırıp "oğlum bana 2 Kalem pil getir" diyor.
Odacı kayboluyor. Bir süre sonra elinde 2 karanfille içeri giriyor:
"Buyrun efendim. İstediğiniz karanfilleri getirdim."
* * *
Elazığ'da Gazi Caddesi'nde iki kişi kavga ediyor. Vatandaşın biri de oradan geçen polis otosuna koşuyor:
"İki kişi kavga ediyor, koşun..."
Polis:
"Hemen 155'i arayıp polis çağırın. Gelip ayırsınlar."
* * *
Polis Radyosu'ndan anonslar:
"Polis huzurun güvencesidir... Polis güvenin teminatıdır..."
Arkasından spiker:
"Şimdi sizin için Ferdi Tayfur söylüyor. 'Huzurum Kalmadı Fani Dünyada' "
Yine bir anons:
"Polise güvenin... Polisi sevin...
Ve yine spiker:
"Orhan Gencebay söylüyor: 'Ben Sevdim De Ne Oldu' "
* * *
Aracın biri radara yakalanıyor amna hızla feribota biniyor. Başkomiser polise anons ediyor:
"Feribottaki araca ceza yazın."
Polis feribota biniyor. Aracı aramaya başlıyor.
Başkomiser anonsa devam ediyor:
"Bir ceza yazıp gelecektin, daha yazamadın mı?"
Polis perişan:
"Cezayı yazdım da, gemi hareket etti. Geri gelemiyorum."
* * *
Adamın biri 155'i arıyor. Görevli: "155 Polis İmdat, buyrun" diyor.
Adam:
"İmdat bey, ................'a bir ekip gönderir misiniz?"